|
| | KÂİNATIN İFTİHAR TABLOSU HZ.MUHAMMED (S.A.S.) | 
Yazar Adı: Suat OLGUN
Yazar İletişim: suatolgun29@hotmail.com
| | Sevgi kâinatın mayası, yaratıcının en belirgin Vasfi, annenin yavrusuna duyduğu derin alaka, Mecnun`u Leyla`ya bağlayan kopmaz rabıta, toprağın tohuma, güneşin dünya`ya, ay`ın yıldızlara ve en nihayetinde insanin insana ve bütün varlığa duyduğu derin alaka.
Seven sevgisini ispat eder. Sevgiyi ispat etmenin en bariz yolu sevgiliye karşı duyulan ilgi ve alakadır. İnsan mahbubunu sevdiğini, ona ne kadar vakit ayırdığı ile ispat eder. Mecnun için Leyla her şeydir. Yirmi dört saatin üzerinde bir o kadar daha olsa o dahi Mecnun`un Leyla`sına aittir.
Hiç düşündük mü hayatımızda kimi ne kadar seviyoruz ve bunu nasıl ifade ederiz? Mesela bunu tespit için bir liste yapalım. Bu listeye bütün sevdiklerinizi bir bir yazalım. Sonra onlara derece vererek numaralandıralım. Sonra listenize dikkatle bakalım, Allah (cc) nerede ve kaçıncı sırada, ardından Kâinatın iftihar tablosu Efendimiz (as) ve sonra O`nun sadik dostları ve arkasından daha niceleri ve nihayet annemiz, babamız, ailemiz, çocuklarımız, bütün sevdiklerimiz. Şüphesiz listemizin sıralaması yukarıdan aşağıya böyle olacaktır. Fakat geliniz şimdi de isimlerin karşına onlara ne kadar vakit ayırdığımızı yazalım. Bizi yoktan var eden, varlık içerisinde en büyük paye ile şereflendiren, bize bir nefeste iki kere hayatı bahşeden, her türlü nimetleriyle bizi perverde eden o Rabbi Kerimimize ne kadar vakit ayırıyoruz? Başımızın tacı rehberimiz, bizim için Miraçtan geriye dönüp, felaketleri göğüsleyen, bize yolumuzu gösteren, cehenneme giden yolumuzu cennetlere çeviren, insanlığa gerçek huzur, saadet ve medeniyeti getiren Efendimiz`i (sav) ne kadar seviyoruz, O`na ne kadar alaka duyuyoruz, ne kadar zaman ayırıyoruz, O`nun derdiyle ne kadar dertleniyoruz. İsmini anarken burnumuzun kemiği sızlıyor mu? O`ndan habersiz bir dünyada yasarken kalbimiz buruk mu?
Bu durum o kadar hazin ve bir o kadar vahimdir ki, Mevlidi-i Nebeviyi, Kutlu Doğum Haftasını hangimiz, O`nu muhtaç gönüllere duyurma adına bir fırsat bildik, kaçımız O`nun nurunu muhtaç sinelere doldurduk ve duyurduk. Acaba çocuğumuzun, ailemizin, doğum günleri kadar olsun O`na yer ayırdık mı takvimimizde.
Anneler, babalar, sevgililer, günü kadar olsun, bir yılbaşı kadar O`nu hatırlayabildik mi? Yok öyle değilse hangi yüzle, huzuruna varmayı ve şefaat dilemeyi düşünüyoruz! Burada derdine ortak olmadığımız, O gönlümüzün Sultani orada bizi nasıl tanısın, o mahşerin dehşetli hengâmesinde bizim elimizden nasıl tutsun, Peygamberlerin bile "nefsi, nefsi" dedikleri bir yerde sesimizi nasıl duysun! Hz Ömer O`nun kendi eliyle yerleştirdiği bir oluğu bilmeden koparıp attığı bir yerde, başını kaldırım taşı gibi yere koyuyor ve başına basılarak o oluğun yerine yerleştirilmesini emrediyordu. Asrımızda O`nun getirdiği mesaj sinelerden sökülürken, O kalplerden çıkarılıp atılırken, O yeryüzünde tanınmazken, biz başımızı yere koyduk mu? O`nun için dünyada başımızı yere koymuyorsak O başını nasıl yere koysun mahşerde?
Hani bir gün Hz Ömer (ra) Efendiler Efendisine, "Ya Rasulallah nefsimden sonra en çok seni seviyorum", demesine mukabil, Allah Resulü, "Ya Ömer beni nefsinden de artik sevmedikten sonra gerçek manada iman etmiş sayılmazsın", demişti. Ve sonrasında Hz. Ömer "seni nefsimden de çok seviyorum" deyince Efendimiz tebessüm ederek "iste simdi oldu Ya Ömer". Ama Ömer bunu bütün ruh u canıyla ispat ediyordu. Hz. Ebubekir`i sıddıkıyet makamına çıkaran işte bu sevgi ve sadakat değil miydi?
İnsanın leylası bir tane olur, diğer Leylacıklar olsa olsa asıl Leyla’ya ulaşmak için bir merdiven olur. Her gönlün bir tane sultani olur, diğerleri olsa olsa o sultana geda olur.
Gelin sevgili dostlar, kutlu zaman dilimine girdiğimiz şu üç aylarda bir kez daha kendimizi muhasebeye tabi tutup Yüce Rabbimize ve Efendimiz (a.s)’a olan yakınlığımızı, sevgimizi gözden geçirelim.
Dünyamızın ufkunun karardığı su günlerde sana ne kadar da muhtacız Ya Resulallah, sesine, hayat bahşeden soluğuna ekmek kadar, su kadar ihtiyacımız var. Ya Rab senin şanlı Nebi`ni sevdiğimizi zannediyoruz, bizi O`nun gerçek sevgisiyle doyur, içimizi O`nunla doyur, başka şeylere yer kalmasın. O`na layık ümmet eyle, yolundan bir lahza olsun ayırma.Amin..
|
|
| Okunma: 120 | Eklenme Tarihi: Pazartesi, 14. Haziran 2010 |
|
|
| |
Unknown column 'bposition' in 'field list'
 |
En Çok Okunan |
 |
 |
Bu Yazıyı Oylayın |
 |
| |
Oy Ortalaması: 4.5 Toplam Oy Sayısı: 2
Çok İyi
|
|
|
 |
|