|
| | CEPHE’DEN MEKTUP VAR! | 
Yazar Adı: Suat OLGUN
Yazar İletişim: suatolgun29@hotmail.com
| | Şehit kanlarıyla sulanmış bu toprakları ibretle gözlemek ve alınması gereken mesajı hakkıyla almak, bu vatanın evlatları olan bizler için, önemli bir ders olacaktır. Geçmişimizi ayakta tutan manevi dinamiklerimizi bilmek, onları güçlü yapan unsurları göz önünde bulundurmak, bugün bizlerinde güçlü ve başarılı olmamıza vesile olacaktır.
Tarihimizi önemli kılan sebeplerden biri de ordumuzun başarıları yanında, bugün bile maddi şeylerle izah edemediğimiz enteras hadiselerdir. Yaşanmış hadiselerden anlıyoruz ki, vatanımızın evlatları ecdadımız bu topraklarda kendi başlarına bırakılmamış.
Ecdadımızın hayatlarına tatbik ettiği bir ölçü vardı. “Siz Allah’ı geniş zamanınızda anarsanız, dar zamanınızda O’da sizi anar” sözüne binaen, insanımız bu en zor günlerinde garip bırakılmamış, ardı ardına gelen Allah’ın yardım ve ihsanı başımıza sağanak sağanak yağmıştır.
Bu ihsan ve inayetin en bariz örneğini Çanakkale Savaşında görüyoruz. Tam bir Osmanlı hayranı olan, Peygamber Efendimizin türbedarı anlatıyor. Kendisine “Niçin bu derece Osmanlı muhabbeti?” diye sorulunca şu cevabı verir:
“1915 yılı haccına Hindistan ulemasından bir zat gelmişti. Hacdan evvel, Resulullah’ı ziyaret için, Medine-i Münevvere’ye gelmişti. Kendisiyle tanıştık. Fakat bir türlü gözünün yaşı dinmiyordu. Bu hüznün günlerce geçmediğini görünce sebebini sordum:
-Burası cennet bahçesi, Resulullah’ın makamı.. Neden bu ziyaret sizi sevindirmiyor? Yoksa gözünüzden akan sevinç gözyaşları mı?
O mübarek zat, şu cevabı verir:
-Bana bunca yıl sonra nasib oldu, o Güzeller Güzeli’ni ziyarete geldim. Yanında, yakınında özlem giderecektim. Fakat müşahede ettim ki, Resulullah (s.a.s.) makamında değil. Hangi hatam, hangi günahım onunla olmaya dolmaya engeldir? İşte bu düşüncelerle perişanım.”
Türbedar hayretler içerisinde kalmıştır. Bin bir düşünce içinde, Hintli alime bir şey söylemeden yanından ayrılır türbedar. Bu düşünceler içersinde akşam geç vakit yatağına uzanır. Rüyasında Hz. Peygamberi görür. Hz. Muhammed (s.a.s.) türbedara şunları söyler:
-“Evet, hissedilen doğrudur. Ben şimdi Medine’mde değilim, Çanakkale’deyim… Çok zor durumda olan asker evlatlarımı yalnız bırakmaya gönlüm razı olmadı. Şimdi onlara yardım ediyorum.”
Bu vefalı peygamber hayatta olduğu gibi bu fani dünyaya gözlerini yumduktan sonra da ümmetiyle irtibat içinde oldu.
Tarihimizde, Gümüşhane’mizden bir çok kahraman vardır. Bu kahramanlardan biride Gümüşhane’nin Şiran ilçesinden Yetimoğlu Mustafa’nın oğlu üsteğmen Zahid’dir. Üsteğmen Zahid Çanakkale Savaşının son şehitlerindendir. Cesedini gömmeden evvel ceplerinde yapılan aramada karısına yazılmış bir vasiyetname çıktı. Vasiyetnamede şunlar yazıyordu.
“Ahmet Efendi kızı eşim Hanife Hanıma:
“Bu günlerde her zamankinden daha önemli bir muharebeye gireceğiz. Bilirsin her muharebeye giren ölmez. Fakat eğer ben ölürsem sakın gam yeme… Beni ve seni yaratan Allah bizi nasıl dünyada birbirimize nasib etti ise, benden şehitlik rütbesini esirgemediği takdirde, elbette, ruhlarımızı da birbirine kavuşturur. Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak, sana bir vasiyetim var :
Birincisi benim için kat’iyyen ağlama…
İkincisi, eşyamın listesi ilişikte. Bunları sat, ele geçecek paradan “mihr-i muaccel” ve “mihr-i müeccel” ini al , üst tarafı ile bana bir mevlüt okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et ve ilk gece aramızda geçen sözü unutma…”
Ayrıca mektubun içinden kırmızı kordelaya bağlı bir de saç demeti çıkar. Saçın tazeliği bunun mini mini bir yavrunun başından kesilmiş olduğunu göstermektedir.
İşte o zaman herkes Zahidin evli olduğunu ve Nadide isminde de bir yavrusunun varlığını öğrenir. Çünkü Zahid Üsteğmen cepheye gelirken arkasında evlad ü iyal düşüncesini de bırakmıştır. Ve savaş boyunca ne izin isteyerek evine gitmeyi düşünmüş ne de o konuda iki çift laf etmiştir.
Zahid, 9 Ocak 1916’da şehit olur.
Üsteğmen Zahid, Aziziye ilçesinin Kılıç Mehmet Bey köyünden Ahmet Efendi’nin kızı, eşi Hanife Hanım’a yazdığı ve vasiyetini bildirdiği mektubunu şu cümle ile bitirir :
“Bu vasiyetimi aldığınız zaman yüksek sesle ağlamanıza razı değilim.”
Değerli dostlar gelin yeniden geçmişimizle el ele vererek, aynı ve ruh inançla Milli ve Manevi değerlerimize sahip çıkalım.
Gümüşhane’nin düşman işgalinden Kurtuluşunun 92.münasebetiyle aziz Şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum.
Sevgi ve saygıyla. Allah emanet olunuz efendim…
|
|
| Okunma: 181 | Eklenme Tarihi: Salı, 16. Şubat 2010 |
|
|
| |
Unknown column 'bposition' in 'field list'
 |
En Çok Okunan |
 |
 |
Bu Yazıyı Oylayın |
 |
| |
Oy Ortalaması: 5 Toplam Oy Sayısı: 4
Çok İyi
|
|
|
 |
|